"Her söz, harflerin soluk bir gölgesi olmak zorundaymış gibi içimizde çoğala çoğala büyür. Harflerin mesafeler açan birer işarete dönüştüğü bu çağda sözün egemenliği bizi uzaklara doğru çağırır. Biz ise bir gölge olduğumuzu çoktan unutmuşuz.. Zamanın da anlamını yitirdiği bu çölde susuzluğumuzu yine harflerle giderdiğimiz düşünülürse Düş Gören Defterdeki hikâyelerin bu çağa karşı kendiliğinden bir cevap olarak yazıldığı kolaylıkla anlaşılabilir. Harflerin insanın etrafını saran bu egemenliğine ...