“Müstakil ve anlamsız duvarın önüne birikmiş kalabalığın içindeki komiser, yanındaki memurlara ‘Dağıtın şu kalabalığı,’ dedi, bir kan havuzunun içinde yatan cesedin çevresinde üç-dört defa ağır ağır yürüdü, sonra eğilip ceplerini aradı; ne kimlik, ne para vardı; hiçbir şey bulamayınca kalktı, gözleriyle yerleri tararken duvarın arka tarafına geçti.” Çok Şeker Armud, Christie’den ve Simenon’dan ilhamla yazılan, ama yaşadığımız memleketin tüm dertleriyle, ilginçlikleriyle karılan hikâyelerden müte ...